Ergenekon 1 – Milli Mücadele Yazıları

Eski baskısından okumanın farklı bir hava kattığı eserlerindendi. Yazara duyduğum saygıyı ve bizi onurlandırmasını da arttıran bir eser olduğunu da eklemek isterim. İkdam gazetesindeki yazıların oluşturduğu bu bütünlemeye çok dikkat etmek gerekiyor çünkü tam Milli Mücadele dönemine ışık tutacak, sansüre rağmen yolundan dönmeyen ve sonunda da bu mücadeleye kendi kılıcı olan kalemiyle katılan çok büyük bir insandan ve eserinden söz ediyoruz. Ergenekon çok önemli bir isim aslında. Bildiğim 3 seri halinde var bu kitap ve bu yeniden doğuşu verilebilecek en güzel isimle kutsamışlar adeta. O günlere, kimine rüya kimine kabus gibi gelen o günlere geri dönüşü, o günleri anmayı, yapılan mücadeleyi gözler önüne seren eserlerden birisidir bu eser. Siyasi bir eser olarak kabul edebiliriz, anı olarak kabul edebiliriz, neler yaşandığı ve o günlerdeki halktan çıkan yorumları öğrenme aracı kabul edebiliriz. Nereden baktığımıza bağlı. Yolculuğumuz 12 Ocak 1920’deki bir yazı ile başlayıp 31 Ağustos 1922’deki Garp Cephesi Kumandanı İsmet Paşa’ya yazılan mektupla son buluyor. Bu eseri bir ayna olarak görmek mümkün. O devre ve yaşananlara dair başta yazar olmak üzere fikirleri ve insanların düşüncelerini öğreniyoruz. Eleştiriler de var ancak bir korku hakim. Atatürk kitabında olduğu gibi çok kızgın olduğu Osmanlı hanedanına ağzına geleni söyleyememiş mesela. Gerçi oradaki saygısızlıktı. Ona yakışmadığı için. Çok güzel bir eser olduğunu düşünüyor, iyi okumalar diliyorum..

Bunlar da hoşunuza gidebilir...